Ana Haber Bültenine Hoşgeldiniz

20 Haziran 2015

Televizyonun yatak odalarımıza kadar girişine kimse karşı çıkmadı. Muhteşem bir icattı çünkü, sihirli kutuydu. Göbeğimizin üzerine kuruyemiş kasesi koyup oturduğumuz yerden tüm dünyayı takip edebilecektik artık. Favori iki kanaldan Türkiye’de olan biten hakkında bilmemiz gereken her şeyi öğreniyorduk. İlçede yada mahallede neler yaşandığını öğrenmek için ise bir yerel tv kanalı izlemek yeterliydi. Bilgi, altın tepsiyle önümüze sunuluyordu.

Sonra bir gariplik hissetmeye başladık. Tam olarak ismini koyamasak da, haber spikerlerinin ses tonunda, yarışma programlarında, alkış tutan seyircinin boş bakışlarında hissediyorduk bu garipliği. Sürekli aynı şeyleri görmekten sıkılan herkes gibi, ayrıntıları görmeye başladık yavaş yavaş. Ve kadraja girenler, kadraja giremeyenleri hatırlattı sonunda.

Ajda pekkan’ın kalp damarına stent takıldığı iddiasınına “Çok iyiyim sadece bir check-up yaptırdım” diyerek cevap verdiğini biliyorum. Necati Şaşmaz’ın bir web sitesinin 3. yılının kutlandığı toplantıda klarnet çalarak dinleyenleri büyülediğini de öğrendim. Bir de Twitter’da birbirlerine laf çarpan ünlüler var tabii. Ahmet Hakan ile Fazıl Say “Arabesk müzik” konusunda kapışmışlar mesela. Sonra efendime söyleyeyim, Acun Ilıcalı’nın yapımcılığını üstlendiği “Survivor” yarışmasında ünlüler yarışı kazanmak için büyük bir yaşam mücadelesi veriyormuş. Mustafa Topaloğlu da esprileriyle izleyicinin gözdesi olmuş. Yarışmanın zor şartlarını gören Mustafa Topaloğlu yapımcı Acun Ilıcalı’ya “Ben sana ne yaptım da beni buraya getirdin” diyerek izleyenleri kahkahaya boğmuş. Cem Yılmaz’ı sorarsanız balayından yeni dönmüş. Havaalanında bir yolcu tarafından yapılan “Evlilik sizi ciddileştirdi” esprisine de “Ne alakası var” şeklinde bir cevap vermiş. Hepsini televizyondan öğrendim.

Bütün bunlar olurken bir yandan da dünyada rejimlerin devrildiği, darbelerin, haksız işgal ve tutuklamaların yapıldığı, ülkeler arasında rekor bütçelerle silah antlaşmalarının imzalandığı, borsalarda sıra dışı yükseliş ve batışların olduğu çok garip bir atmosfer yaşanıyor. Ve yurdum insanı Suriye ile adım adım savaşa itilmemizden çok Cem Yılmaz’ın balayı dönüşü hava alanında yaptığı açıklamalarla ilgileniyor.

Peki buradan çıkaracağımız sonuç ne olabilir, Aziz Nesin “Türk insanının %60’ı aptaldır” derken haklı mıydı yani ? Hayır, bu halkımızın aptal oluşundan değil, kimi insanların fazla zeki oluşundan kaynaklanan bir durum. Aptallık genetik değildir, insanlar doğuştan sorgulayan, merak eden, yeri geldiğinde karşı çıkan, yıkıcı ve yapıcı canlılardır. Buna karşın insanları sonradan aptallaştırmak gayet mümkündür. İnsanları aptallaştırarak yönlendirme ve yönetme tekniklerine bugün kısaca “Toplum Mühendisliği” diyoruz.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda “güç”, kaslarla yada silahlarla ilgili bir terim değil. Artık günümüzde kitleleri harekete geçirme, yönlendirme ve gerektiğinde pasifize edebilme yetisi gücün bir kısmını, bilgiyi elinde tutma ve yönetme becerisi diğer kısmını oluşturuyor. Gücü elde etmek ve elde tutmak için gerekli bu iki becerinin en etkin uygulama alanı ise, her odaya bir tane sokup sabahtan akşama kadar büyülenmişçesine izlediğimiz televizyondan başka bir şey değil.

Bu kapandan kurtulmanın tek yolu, çıkarları çatışan karşıt yayın organlarını aynı anda takip ederek birbirlerine saldırırken saçtıkları bilgileri toplamak ve üzerlerine düşünerek kendi haber bültenimizi ve kendi gündemimizi oluşturmak. Yani bir başka deyişle, bir zahmet tatlı uykumuzdan uyanmak.

Sizler uyandıysanız, şimdi her şeyin farkında olduğu halde derin uykudan uyanmak istemeyen ve hala inatla Aziz Nesin’i doğrulamaya çalışan vatandaşlarımız için haber bülteni geliyor:

“Evet sayın izleyenler, ezan susmadı, bayrak inmedi. Ayriyeten Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Terörist diyorsak terörist, gerilla diyorsak gerilladır. Falan kişiler bölücü, filan kişiler ise birlik beraberlik ve barış yanlısıdır. Survivor’da Mustafa Topal esprileriyle kırdı geçirdi. Cem Yılmaz balayından döndü. Yarın aynı saatte görüşmek üzere esen kalın.”