Evcilik Oyunu

20 Haziran 2015

Masallarla büyüdüm ben. Bu yüzden evcilik oyununun vaktiyle kızların götünü ellemek isteyen çocuklar tarafından icat edildiğini fark edemedim. Mal gibi aile reisi rolü yaptım oynarken. “Ne yemek pişirdin bakalım” derken gizlice arkadan dayamadım hiç kimseye.

Ona “Karıcım” demekten ve olmayan bir kapıyı eliyle açıp bana “hoşgeldin hayatım” demesinden zevk aldım genelde. İşe gidiyorum diyerek birkaç metre uzağa gittiğimde, duvarları ve kapısı olmayan evimi uzaktan izlemeyi sevdim en çok. Toz toprakla, biraz ot, biraz da yaprakla yaptığı yemeğin kokusunu, tadını merak ettim hep. İşten geliyor muyum diye ara sıra çaktırmadan bakmasını sevdim.  Çünkü sadece görmek istediğimizde gördüğümüz, çoğu zaman yok sayıp içerisinden birbirimize gülümseyebildiğimiz sahte duvarlardı bunlar.

Derken büyüdük. Sonra biraz çimento, biraz tuğla, biraz korku ve biraz nefretle gerçek yaptık o duvarları. Çocukluğunda evcilik oynarken fırsattan istifade birbirlerinin götünü ellemeye çalışanlar, kendilerini güvende hissedebilmek için gökyüzüne kadar yükselen sağlam duvarlar yaptılar sonra. Yalıtımlı, ses geçirmez, aşk geçirmez duvarlardı bunlar.

Ben ise enayilik mi ediyorum bilmiyorum ama, hala evcilik oynarken kullandığım duvarları kullanıyorum şu yaşımda. Görmek istemeyenin görmek zorunda olmadığı duvarlar. Yalıtımsız, kütlesiz, savunmasız. Sadece çocuk kalpli bir eşten, duvarları delip geçen kaçamak bir gülümseme görebilmek için.