Zaman Makinası

20 Haziran 2015

Teknolojinin gelişimi insan beyninin her nesil biraz daha ivmelenerek artan evrimine endeksli. Zekanın evrimi açısından bakarsak, zamanın hangi noktasından itibaren var olmaya başladıysanız, evreni anlamlandırma noktasında insan beyninin o zamanki kapasitesinden ötesine geçemezsiniz.

Bizler muhtemelen bu işin sonunda “Bu muymuş lan evren, bizi bizden alacak hiç bi s.k yok lan şu varlık aleminde” deyip bu gezegenden gitmiş olacağız. Ama insanların evren hakkında hiç bi bok bilmeden nesiller boyu yaşayıp öldüğü çok eski dönemler de var tabi.

Öte yandan insan ırkı geçmişte on binlerce yıldır başardığı gibi bir 10 bin yıl daha kendi kendini yok etmeden var olmaya devam edebilirse, bilim ve teknolojide ne kadar muhteşem bir noktada olacabileceğini hayal bile edemiyorum.

Bu bakımdan, fizik, astrofizik, mühendislik vb. gibi alanlarda hızlı ilerlemenin aynı zamanda evren algımızı genişletmesi sonucu kafalarda oluşmuş olan bir fantezidir zaman makinesi. Bilinç altımızdan yükselen “Zamanın şu noktasında doğduğumuza sevinelim mi, üzülelim mi ?” sorusunun vücut bulmuş halidir.

Sorunun cevabı nedir peki ? Bu da hayatınızdan tat alıp almadığınıza göre değişir.